Ana Sayfa
     İletişim
     Galeri
     Ajanda
     Medya
     Can Bonomo ile İletişim
     İzle
     Dinle
     Blog
     Facebook Sayfamız -1-
     Facebook Sayfamız -2-
     Şarkıları
     Anketler
     Gazete
     Link listesi
     Top Liste
     Şiirleri



Can Bonomo - Şiirleri


KİRAZ
 

Ateş ateş olup yanma Kiraz.

Parlayıp sönesin varsa da.
Kule dibinde boş bir arsada.
Az da çorban çıktıysa parsada.
Hırsız olup bizi bizden,
İkimizden çalma Kiraz.
 
Tam olma azıcık yarı ol.
Açarken açık sarı ol.
Islık olacaksan da aşkla dudaklarda.
Bekleyenin varsa başka duraklarda.
Masum olup beni benden,
Beni demimden alma Kiraz.
 
Sebepliysen aklıma yer etmeye,
Korkuyorsan da bırakıp gitmeye
Eksik olma Kiraz 
Sağ ol.
Gözden ırak gönülden ıraktır.
Seni andıran düşüm,
Bana saldıran tuzaktır.
 
Tam olma azıcık yarı ol.
Umut mesafenin zarı ol.
Yalnızlık ölüye tezattır.
Vururlarsa da yolunu 
Kaderin müstahaktır.
 
Tam olma azıcık yarı ol.
Neden sebebin ağırı ol.
Denk gelirsen de  rüzgarıma.
Sokul yanıma, yapma naz.
 
Hastayım ulan sana.
Hastayım ulan Kiraz

A Rh ve Pürtelaş


Bir yol buldum sana. 
Kolayca büyü diye. 
Önce emekle
Ve sonra yürü diye.

Biz alışmışız seninle sevişmeye telaşla.
Tenimizle, bedenimizle, kanımızdaki Rh’la.

Bir mezarlık buldum sana.
Yaşamaktan korkma diye. 
Ölümün öldüğü yerde ölmekten kaçmak niye?

Okuduğun kitap ol, 
İçtiğin su.
Bir kabiliyet ol çocukken edinilen.
Bir damla yağmur ol her yere yağabilen.

Bir çift eldiven buldum sana,
El ele tutuşmaktan utanma diye. 
Nerede bir ışık hüzmesi görsen güneş olacaktın.
Nerede ay görsen sen iki kere parlayacaktın.
Sen başka kucaklarda uyuyup uyanmayacaktın.

Bir amaç buldum sana.
Sebebiyetken sebepsiz olma diye.
Soruyken cevapsız kalma,
Kendini hep haklı sanma diye.

Bir ilk bahar buldum sana.
İlk günlerinde gösterişsiz bir koza.
Ruhunda kelebekler uçuşacak biz yaklaşırken yaza.
Bir zamir buldum sana.
Adı da ”sen”.
Ne güzel ”biz” olurduk sen terkedip de gitmesen.

Bir son buldum sana.
Adı elveda.

Baştan sona tekrar oku bu şiiri.
Daha da yazmam sana…

 
İdebiyografi
Önemli meselelerim vardı o zamanlar.
Yedi ,Sekiz yaşındaydım.
Paşa Limanında süt darı yemek sıcak.
Çok önemli kitaplarım vardı okuyacak.
Belki küçük bir kız çocuğu, aşık olacak.
Önemsiz ama hevesliyim.
Hayvan alsam besler miyim?
Karnım ağrıyor stresliyim.
Uyumam lazım güneş batacak.
Küçücük yalanlarım vardı o zamanlar.
Ondört, onbeş yaşındaydım.
Motoru uzağa parket, annem kızacak.
Sevdiğimi söylersem kız korkup kaçacak.
Başım sarhoşluktan dönmüyor anne,
Kendimdeyim, hava çok sıcak.
Arkadaş edinmeliyim.
Herkesten ilerdeyim.
Çirkinim farkındayım.
Acaba bana kim bakacak.
Mütevazilikten çok uzaktım ozamanlar.
Yirmi , Yirmibir yaşındaydım.
Yazılacaksa, en kallavi şiir yazılacak.
Binbir kitap okunacak.
Bulamazsam da bir yer kalacak,
Yalnızım ulan derdim.
Yalnızım oldu olacak.
Çok tarz adam olmak gerek.
Güzel de bir iki şarkı yazmak.
Çünkü gerçek tek dilek,
Vakitsiz ölüp, baki kalmak.
Çok fena şekil yapmıştım o zamanlar.
Yirmi üç, Yirmi dört yaşındaydım.
Değişik de viski çözmüşüm uluslararası şekli.
Oturup bir iki şiir falan karaladıysam da belki,
Ulan demişim artık ben,
Yaşlanıyorum sanki.
Issız bir çölde gidiciyim.
Önümde gölgelikte bir vaha.
Ben bu hayatta geçiciyim.
Bana bir güzel kadın,
Yanında bir güzel kadın daha!
Önemli meselelerim vardı ozamanlar
Yedi, sekiz yaşındaydım.
Süratle akıp geçiyordu yaşananlar
Ve ben bunun farkındaydım.
Elimden ne kaçırdıysam,
Toprak çekti aldı benden içine.
Böyle de şiir okursunuz,
Mürekkep verirseniz elalemin piçine.
Selamlar olsun yer yüzünden aleme,
Ve
Gök yüzündeki aileme…

 

İdebiyografi

Önemli meselelerim vardı o zamanlar.

Yedi ,Sekiz yaşındaydım.

Paşa Limanında süt darı yemek sıcak.

Çok önemli kitaplarım vardı okuyacak.

Belki küçük bir kız çocuğu, aşık olacak.

Önemsiz ama hevesliyim.

Hayvan alsam besler miyim?

Karnım ağrıyor stresliyim.

Uyumam lazım güneş batacak.

Küçücük yalanlarım vardı o zamanlar.

Ondört, onbeş yaşındaydım.

Motoru uzağa parket, annem kızacak.

Sevdiğimi söylersem kız korkup kaçacak.

Başım sarhoşluktan dönmüyor anne,

Kendimdeyim, hava çok sıcak.

Arkadaş edinmeliyim.

Herkesten ilerdeyim.

Çirkinim farkındayım.

Acaba bana kim bakacak.

Mütevazilikten çok uzaktım ozamanlar.

Yirmi , Yirmibir yaşındaydım.

Yazılacaksa, en kallavi şiir yazılacak.

Binbir kitap okunacak.

Bulamazsam da bir yer kalacak,

Yalnızım ulan derdim.

Yalnızım oldu olacak.

Çok tarz adam olmak gerek.

Güzel de bir iki şarkı yazmak.

Çünkü gerçek tek dilek,

Vakitsiz ölüp, baki kalmak.

Çok fena şekil yapmıştım o zamanlar.

Yirmi üç, Yirmi dört yaşındaydım.

Değişik de viski çözmüşüm uluslararası şekli.

Oturup bir iki şiir falan karaladıysam da belki,

Ulan demişim artık ben,

Yaşlanıyorum sanki.

Issız bir çölde gidiciyim.

Önümde gölgelikte bir vaha.

Ben bu hayatta geçiciyim.

Bana bir güzel kadın,

Yanında bir güzel kadın daha!

Önemli meselelerim vardı ozamanlar

Yedi, sekiz yaşındaydım.

Süratle akıp geçiyordu yaşananlar

Ve ben bunun farkındaydım.

Elimden ne kaçırdıysam,

Toprak çekti aldı benden içine.

Böyle de şiir okursunuz,

Mürekkep verirseniz elalemin piçine.

Selamlar olsun yer yüzünden aleme,

Ve

Gök yüzündeki ailem....

 

 

 

 

 

 
Mezar yazısı
 
Bir gün beni sevecek olursun, 
Severken cesur ol küçük.
Öpüşürken ağırlaşıyorsa dudakların
Ve sağırlaşıyorsa ne varsa olan biten. 
Puslanıyorsa karalar ve ıslanıyorsa başkaların,
 
 
Öp, düşünme. 
Bakarsın o zaman alırım seni.
 
Bir karakolun önünden geçecek olursun,
Geçerken adaletsiz ol küçük.
Ruhum oradadır içeride. 
Kırık bacaklı bir sandalye ve ileride,
Benden kopmuş bir kaç kırık cam parçası.
Bu baharlar artık değmiyorsa dışarıda el ele gezmeye
 
Dal içeri, düşünme…
Bakarsın o zaman alırım seni.
 
Bir mezarlığın önünden geçecek olursun
Geçerken metin ol küçük. 
Bir gün sen de gireceksin o aydınlık çemberin içinden. 
Soğuk ve tozlu taşların arasında ararken ismimi,
Sızlıyorsa için ve kanıyorsan derinden;
 
Öldü de, düşünme. 
 
Sayılı nefes çabuk tükenir. 
Heyecanlanma, biteceksin.
Unutma! 
O hayat seni yoracak, 
Sen bana geri döneceksin.
 
Bir gün tekrar karşıma çıkacak olursun,
Pişman olsan da dik dur küçük.
 
 
Bakarsın o zaman alırım seni…
 
 

 

Mezar yazısı

 

Bir gün beni sevecek olursun, 

Severken cesur ol küçük.

Öpüşürken ağırlaşıyorsa dudakların

Ve sağırlaşıyorsa ne varsa olan biten. 

Puslanıyorsa karalar ve ıslanıyorsa başkaların,

 

 

Öp, düşünme. 

Bakarsın o zaman alırım seni.

 

Bir karakolun önünden geçecek olursun,

Geçerken adaletsiz ol küçük.

Ruhum oradadır içeride. 

Kırık bacaklı bir sandalye ve ileride, 

Benden kopmuş bir kaç kırık cam parçası.

Bu baharlar artık değmiyorsa dışarıda el ele gezmeye

 

Dal içeri, düşünme…

Bakarsın o zaman alırım seni.

 

Bir mezarlığın önünden geçecek olursun

Geçerken metin ol küçük. 

Bir gün sen de gireceksin o aydınlık çemberin içinden. 

Soğuk ve tozlu taşların arasında ararken ismimi,

Sızlıyorsa için ve kanıyorsan derinden;

 

Öldü de, düşünme. 

 

Sayılı nefes çabuk tükenir. 

Heyecanlanma, biteceksin.

Unutma! 

O hayat seni yoracak, 

Sen bana geri döneceksin.

 

Bir gün tekrar karşıma çıkacak olursun,

Pişman olsan da dik dur küçük.

 

 

Bakarsın o zaman alırım seni…

Giydirmeceli Makam
Ucuz romanların zoraki kahramanları kuyruk olmuş evinde.
Birkaç sahte Almadovar ve battal boy bir Warhol replikası olay yerinde.
Sekiz milimetre taratacağınız yer arayacağınıza,
Ev arasanız ha canlarım?
Mevzu bahis avanta olunca en önündesiniz ya koşanların?
Eksperimental muhabbetlerde herkes birbirinden Avantgarde.
Evladım sen o şarkıyı öyle söylüyorsun ama
Yahu dur; senin sesin kart!
Bu boktan evin düzeninde köklü bir renovasyon şart!
Yak cigaranı, pencereyi arala.
Oradan buradan araklama şiir karala.
Yavrum şu alıp da okumadığın kitapları hele bir tart!
Sen de ekspresyonist şekil çözeceğine çeyiz düzsen ha canım benim?
Şu Jim Jarmusch kılıklı tikinin sende gözü var bak.
Ben sana söyleyeyim.
Ucuz romanların zoraki kahramanları toplanmış yine evinde.
Sokaklar sakin, her şey yerli yerinde.
Tüketin ama aman ha üretmeyin iyi mi günün birinde.
Sokaklar dingin, herkes kendi derdinde.
Siz anca konuşun da bir hareket etmeyin
Amına koyduğum yerinde…

Giydirmeceli Makam

Ucuz romanların zoraki kahramanları kuyruk olmuş evinde.

Birkaç sahte Almadovar ve battal boy bir Warhol replikası olay yerinde.

Sekiz milimetre taratacağınız yer arayacağınıza,

Ev arasanız ha canlarım?

Mevzu bahis avanta olunca en önündesiniz ya koşanların?

Eksperimental muhabbetlerde herkes birbirinden Avantgarde.

Evladım sen o şarkıyı öyle söylüyorsun ama

Yahu dur; senin sesin kart!

Bu boktan evin düzeninde köklü bir renovasyon şart!

Yak cigaranı, pencereyi arala.

Oradan buradan araklama şiir karala.

Yavrum şu alıp da okumadığın kitapları hele bir tart!

Sen de ekspresyonist şekil çözeceğine çeyiz düzsen ha canım benim?

Şu Jim Jarmusch kılıklı tikinin sende gözü var bak.

Ben sana söyleyeyim.

Ucuz romanların zoraki kahramanları toplanmış yine evinde.

Sokaklar sakin, her şey yerli yerinde.

Tüketin ama aman ha üretmeyin iyi mi günün birinde.

Sokaklar dingin, herkes kendi derdinde.

Siz anca konuşun da bir hareket etmeyin

Amına koyduğum yerinde…

Viski kasidesiSelam sana Gün.Gün bugün,Başka şeyler için asıl küreklerine yalnızca durmanın.Niyetini belli etme Ne uçağa, ne bilete, ne de polise.Selam sana de aynaya. Sakince çık evinden.Ve bir emniyet şeridinde zoraki bir panik yaşa.Sakince bağır bardağına Gün.Sakince dondur ekmeğini.Selam sana çözülmüş etVe soğuk hava kabarcığı selam sana.Gün biter sen bitme Gün.Temiz duman ve kirlenmiş nasihatler biriktireceksin bugün.Selam sana de yarına.Çarşamba’ya göz kırp.Salı’dan makas al.Haziran selam sana.İkinci el yıkım ve suikast ayıkla çarşaflarından toplarken yatağını. Sudan hayaller peşine düş bugün.Çağdaşlıklarını bir kutuya koy.Arkadaşlıklarını boynuna as.Sen de mi buradaydın hiyerarşi.İlginçmiş selam sana.Sakince oyalan. Sakince bir meyhaneye gir Ve iki duble rakı ısmarla biri kendine biri çocukluğuna. Sakince ağla.Kaşıntını engelleyeceğin tırnakların harap olmuş, ne fena.Selam sana eski kitap.Chinaski selam sana.Gün bugün bir çöle at kendini Ve vakit geçir mutsuz kum taneleriyle.Ağzına çiğ levrek tadı gelecek Ve evlilik hayalleri kuracaksın kural ihlalleriyle.Korkacak bir şey yok; kapacağın anca biraz bit.Selam sana de seraplara.Güneşte piş sonra git.Makineler de harakiri yapmak isteyecek günün birinde.Belki aramak isteyeceksin beni telefonun öldüğünde.Sakince sarıl bugün kısrak olsam ne olurduya.Sakince bir tekme at gitti çocuk kimvurduya.Sakince kovul işinden sonra.Beni sakince anla.Senin işin de zor be Gün.Sensiz dünya bir yana. Selam kanadı bülbülün.Anestezi selam sana.

 

Viski kasidesi

Selam sana Gün.
Gün bugün,

Başka şeyler için asıl küreklerine yalnızca durmanın.
Niyetini belli etme 
Ne uçağa, ne bilete, ne de polise.
Selam sana de aynaya. 
Sakince çık evinden.
Ve bir emniyet şeridinde zoraki bir panik yaşa.

Sakince bağır bardağına Gün.
Sakince dondur ekmeğini.
Selam sana çözülmüş et
Ve soğuk hava kabarcığı selam sana.

Gün biter sen bitme Gün.
Temiz duman ve kirlenmiş nasihatler biriktireceksin bugün.
Selam sana de yarına.
Çarşamba’ya göz kırp.
Salı’dan makas al.
Haziran selam sana.

İkinci el yıkım ve suikast ayıkla çarşaflarından toplarken
yatağını. 

Sudan hayaller peşine düş bugün.
Çağdaşlıklarını bir kutuya koy.
Arkadaşlıklarını boynuna as.
Sen de mi buradaydın hiyerarşi.
İlginçmiş selam sana.

Sakince oyalan. 
Sakince bir meyhaneye gir 
Ve iki duble rakı ısmarla biri kendine biri çocukluğuna. 
Sakince ağla.
Kaşıntını engelleyeceğin tırnakların harap olmuş, ne fena.
Selam sana eski kitap.
Chinaski selam sana.

Gün bugün bir çöle at kendini 
Ve vakit geçir mutsuz kum taneleriyle.
Ağzına çiğ levrek tadı gelecek 
Ve evlilik hayalleri kuracaksın kural ihlalleriyle.
Korkacak bir şey yok; kapacağın anca biraz bit.
Selam sana de seraplara.
Güneşte piş sonra git.
Makineler de harakiri yapmak isteyecek günün birinde.
Belki aramak isteyeceksin beni telefonun öldüğünde.

Sakince sarıl bugün kısrak olsam ne olurduya.
Sakince bir tekme at gitti çocuk kimvurduya.
Sakince kovul işinden sonra.
Beni sakince anla.

Senin işin de zor be Gün.
Sensiz dünya bir yana. 

Selam kanadı bülbülün.
Anestezi selam sana.

 

 

 

 

KAHVEDE 

 

Öyle alelade bir gün geçiyor kahvede. 

Vakit ölü, zaman duru, hak hakkına hakedilmiş
her şey duruyor öyle. 

Tamam. 

Mahmut a’bi dijitalden hatun düşürmüş. 

Bağdaş kurmuşuz falan. 

Ne ileri ne geri ulan şu sokaklarda ne ileri ne
bir adım geri. 

Fikret Baba var (Muhterem adamdır) racon şekli.

Ortamda okeyli jokeyli duygusal muayene. 

2 turda da elden bitmişim iş oldum duayene. 

Muzaffer mala bağlamış, 

Ense traşı falan bir şekilde halledeceğiz meseleyi
diyor. 

Faruk A’bi çok fena fırça kaymış;

Tarık Dede’yle bir olmuş garson boya çarşaf katlatıyor. 

Çay kaşığı girdaba kapılmış bardak çatlatıyor. 

Çoluk çocuk ön cama top patlatıyor 

Alelade bir gün kahvede, 

Böyle geçip gidiyor. 

Tevazu da var işin içinde belirtmek isterim. 

Sabit genişlikli yazıyorlar hesabı ince ince. 

Sonradan geçirecek ibneler moruk ne tuttu deyince.

Nerden geldiyse cebimde de bir kutu listerine.

Elçiye zeval olmaz diyorsun affediyorsun. 

Senden adam olmaz diyorsun da vallahi halt ediyorsun. 

Öyle alelade bir gün geçiyor kahvede.

Dün gece de kaput olmuşuz, mide tutmuş iyiden iyiye.

İşte böyle günlerde amansız oluyor insan. 

Zalim ve hisli, içli ve kırılgan. 

Savaşa giriyorsun, çıkıyorsun, kazanamıyorsun,
kaybediyorsun.

Sen bu işleri zaten çok otomatik çözüyorsun . 

Memleket meseleleri de çok kötü darladı perişanız ablası. 

Ötesi berisi dahası derken bir de kıza çeyiz masrafı. 

Eskiden olsa siyah beyaz atmosferli bir gerilim. . 

Hep bi’ simetrik, hep bi’ rustik, boktan bir a
çmaza girelim. 

Muharrem’in de kaset çaları var sağolsun güzel
adam çok. 

Ha diyor gidelim, ha diyor gidelim. 

Ulan dur şu çayları bir efendi gibi içelim? 

Yok.

Şişman bize çok afilli gogo ateşleyecekti?

Sok da sok.  

Öyle alelade bir gün geçiyor kahvede. 

Herkesin karnı tok. 

Sırtı pek. 

Pek de önemli bir şey değil tabi böyle bana ne
falan. 

Yalnızlığa meydan okuyan başka başka insanlar,
televizyon, yalan,
dolan. 

Bir el daha dönelim.

Bir çay daha içelim.

Gık ettim vallahi!

Geçmiyor bir gün ki yaşanmadan arbede.

Hiç bir numara olmuyor sahi.

 

Öyle alelade 

 

Bir gün geçiyor kahvede.

 

 

ÖYLESİNE

 

Küçük suçlar işlemişsin, düşerken yerlere.

Tebrik ederim, ne güzel insanmışsın.

 

Acımıyorum sana ama acıyor içim nedense.

Bir ölüm anını paylaşıyor kahverengi gözlerin
gözlerimle

Ve sense,

Öylesine yaşıyorsun hayatı.

İş olsun diye…

 

Başka eller ellemiş ellerin.

Tebrik ederim, ne hızlı insanmışsın.

 

Yalan dolan tozların ölümsüzlüğüne
kapılma sakın!

Kumdan kalelerle oyna,

 

Çocukluk senin de hakkın.

 

Karamsarlığında boğulmuşum, tuzla buz olmuş aşkım,

Çırpınıyordum bir vakit de tam zamanında kaçtım.

 

Sense,

Bir bakıp çıkma peşindesin

Helal olsun, ne ala.

Öylesine yaşıyorsun,

Öğrenememişsin hala. .

 

Yalan aşklar edinmişsin, alelacele kendine.

Tebrik ederim, ne aymaz insanmışsın.

 

Bana gelince derda ha derda;

Ele gidince makara kukara gırla.

Ala!

Ne aleme girersen hoş gel,

Sıra bana gelince boş gel.

Ala!

Hep aynı terane,

Filmler aynı hala.

 

Kapılmışsın rüzgarına ermemiş hayallerin,

Söyle de o ilacına biraz da içki atsınlar.

Asılmışsın dümenine doğaçlama küfürlerin.

Sessiz ol konuşma da,

Bari adam sansınlar.

 

Tehlikeli hudutlar edinmişsin kendine,
değişirken coğrafya.

Tebrik ederim, ne gerilla insanmışsın.

 

Sen bir yolcusun bu gemide öylece sürüklenen.

Skolastik bir erdem bulman lazım hedefe kilitlenen.

Kaç zafer kazandın bugüne dek iki kişinin bildiği?

Neyin var ki kendinden,

 

Başkasıyla ilgili?

Tebrik ederim, banane.

Sordum ben öylesine.

Öylesine yaşıyorsun hayatı,

Öylece iş olsun diye.

 

Ha bir de haber aldım,

Güzel de manita yapmışsın.

Evlenecek diyorlar.

 

Yavaş evlen, toz kalkmasın…

 

 

Aşık etmeyin beni.

Meşgulüm Güzel Bayan. 

 

Bir bodeganın mahzeninde, kanamakla
meşgulüm.

Evvela söylemlerimde ezber bozmaya, 

Sonra da rüyalarımda sözler yazmaya düşkünüm. 

 

İnanın Güzel Bayan!

Bir de arıyla tanıştım, kendini
Rambrandt sanan.

 

Öyle güzel gözükmeyin.

Bakamıyorum Güzel Bayan.

 

Kayıp bir dağın hayalidir oluşumuma
dair en büyük kanıt. 

Sağlam bir tüy arayışı içerisinde
mürekkepli ellerim

Ve bulursam bir parça kağıt,  

Ne düşünüyorsam değersiz. 

İstediğimle şevişmeyi becerememekte özgürüm.  

Gerçi size şikayet etmem yersiz.

Barok bir rönesans tiyatrosuna gidiyor aklım,

 

Protagonisti önemsiz,

Hiç bir radyo oyunu sizi anlatmıyor.

Densiz bunlar.

Şiiri yok mu sandınız herkesten güzel diye.

Yersiz bu monologlar!

 

Öyle uzaktan çalmayın;

Duymuyorum Güzel bayan.

 

Yapmayın diye diye

Pasifize oluyor, aktivist diyaloglar.

Siz beni arada bi’ yoklayın ama,

 

Meşgulüm Güzel Bayan.

 

Kavak ağaçlarının gölgelerinde keşfedilmemiş
yer altı hikayeleri çözmekle, 

Cüretsiz aşkların üzerine bizim gibi öpüşen çöp
adamlar çizmekle meşgulüm.

Patolojik yalanlarımın içine, gençken edindiğim
kötü huylarımı
katmakla,

Tereciye tere satmakla meşgulüm!

 

 

 

 

 

Öyle hoş konuşmayın,

Aşık olacağım Güzel Bayan!

 

Canımı sıkan bu coğrafyaya küfür etmem için
teşvik ediyor bazı fikirler.

Bu yüzden acınası çocuklukların eline geçmemeli bu
tür hüzünlü şiirler.

 

Ah ki ne ah Güzel Bayan!

 

Siz o gece beni öyle sevdiniz,

Şimdi ellerim üşüyor ya. 

 

Ya ben aşka düşüyorum, 

 

Ya da başka dönüyor dünya .

 

 

 


Alavere-*
Yine o günlerden biriydi. 
Oturmuş iki sevgili. 
Boşa kürek çekiyorduk ; acelemiz var gibi. 
Alaca karanlık, verece nihilist bir önyargı,
Ve galiba ufak bir dozda anfetamin bulmuştuk çıkınlarımızda. 
Hayat diyorduk:
Ne kadar alıngan oluyor, 
Biraz mizah ve başkaldırı yakalarsa okul çantalarımızda.
O günlerden biriydi.
Hatta hava da griydi.
Makyavel bir aşkın akşamüstü çarpıklığında; 
Odamızda etmiştik kahvaltımızı;
Hatırlıyorum;
Çünkü o an çarşaflarımız kızarmış ekmek ve tütün kokuyordu.
Biz hızla yol alıyorduk durmadan ama yol bizi almıyordu.
O günlerden biriydi,
Romantizmimizin manyelinde, dalavereci kaşifler at koşturuyordu.
Alengirli kitapların, agnostik düşünürleri inek sütü içerken;
Bizim aşkımızın subliminal mesajları, onları esrara itiyordu.
O günlerden biriydi.
Cuma’ydı.
saat 4.
Aylardan Nisan.
Gittin sen ve ben anladım ki;
Vardığı yerde değil, durduğu yerde yaşlanıyor insan.
İnsaf,
Hele ki senin elindeyse;
Yaramaz bir çocuğun, oynarken bozduğu alete dönüyor yaşanmışlıklarım…

 

 

 

 

Alavere-*

 

Yine o günlerden biriydi. 

Oturmuş iki sevgili. 

Boşa kürek çekiyorduk ; acelemiz var gibi. 

Alaca karanlık, verece nihilist bir önyargı,

Ve galiba ufak bir dozda anfetamin
bulmuştuk çıkınlarımızda. 

 
Hayat diyorduk:
 
Ne kadar alıngan oluyor, 
 
 
Biraz mizah ve başkaldırı yakalarsa okul
çantalarımızda.

O günlerden biriydi.

Hatta hava da griydi.
 
 
Makyavel bir aşkın akşamüstü çarpıklığında; 

Odamızda etmiştik kahvaltımızı;

Hatırlıyorum;
 
 
Çünkü o an çarşaflarımız kızarmış ekmek
tütün kokuyordu.
 
Biz hızla yol alıyorduk durmadan ama yol
bizi almıyordu.
 
 
 
O günlerden biriydi,
 
Romantizmimizin manyelinde,
dalavereci kaşifler at koşturuyordu.
 
Alengirli kitapların, agnostik düşünürleri
inek sütü içerken;
 
Bizim aşkımızın subliminal mesajları, onları
esrara itiyordu.
 
 
 
 
O günlerden biriydi.
 
Cuma’ydı.
 
saat 4.
 
Aylardan Nisan.
 
 
Gittin sen ve ben anladım ki;

Vardığı yerde değil, durduğu yerde
yaşlanıyor insan.

 

İnsaf,

 
Hele ki senin elindeyse;
 
 
Yaramaz bir çocuğun, oynarken bozduğu
alete dönüyor yaşanmışlıklarım…

Aşiyan Kızı-*
Sakıncalı bir edebiyatın var dediler senin.
İçimi açıp baktım, sormak için normale.
Normalde böyle olmaz ama.
Normal de böyle oluyormuş.
Tehlikeli göz haraketlerin var dediler senin.
Sordum, unutamadığım o kız nerede?
Aşiyan’da, dediler.
Serbest şiirler satıyormuş.
Kalbin kırık dediler senin.
İlaçladım kendimi; unutmak için eskiyi.
Tam çıktın aklımdan.
Tam dedim özgürüm.
Aşiyan’da, dediler;
Bir kız seni soruyormuş…

Aşiyan Kızı-*

Sakıncalı bir edebiyatın var dediler senin.

İçimi açıp baktım, sormak için normale.

Normalde böyle olmaz ama.

Normal de böyle oluyormuş.
 

Tehlikeli göz haraketlerin var dediler senin.

Sordum, unutamadığım o kız nerede?

Aşiyan’da, dediler.

Serbest şiirler satıyormuş.

Kalbin kırık dediler senin.

İlaçladım kendimi; unutmak için eskiyi.

Tam çıktın aklımdan.

Tam dedim özgürüm.

Aşiyan’da, dediler;

Bir kız seni soruyormuş…

Olan Oldu-*


Karanlık çocukluklarımızda
Kahkaha aramaya çıksak mesela mumla.
Bir gölge dahi bulamasak bizimle ilgili.
Dalga geçsek, pişmanlıklarla, sağla, solla.
Acıyı neşeye çeviren olguyu icat etsek.
Aydınlansak, 
Değişsek.

Olur mu o zaman?

Yüzümüzdeki mazeretleri bıraksak bir kenara.
Aklımızdaki masumiyetlerle sevişsek.
Şafak vakti sen yorulsan.
Aşkımızı iç eden medeniyetlerle döğüşsek.
Güneşi doğursa akşamcı bir makinist.
Sen varsan alkole de hacet yok.
Belki bir şişe şarap ve biraz da opioid antagonist.
Kahvaltı da hazırlarım sana akşam olunca.

Olur mu o zaman?


Siyasi bir parti kursak seninle Avrupa menşeili.
Evcilik ve fraksiyonculuk oynasak çocuklarımız büyürken.
Sen bir dakikalık sevgi duruşlarımızda kapatma gözlerini.
Ben biraz ekmek ve peynir de getiririm eve gelirken.

Hem bak,
Bütün bunlar bir yana;
Güzel şiir de yazarım ben sana.

Sen oluruna olmaz dersen,

Olan olmuş

Olur mu ozaman?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bugün 2 ziyaretçi (3 klik) kişi burdaydı!

Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol